Pages

Subscribe:

Ads 468x60px

Featured Posts

17 Şubat 2012 Cuma

Kafesten Çilekli Pasta :)

“Güzel Olan Hiç Bir Şey Hülasa Edilemez”


Valery



Onunla hayat algımız tam bir tezattır. Ben ne kadar sakin, dingin, heyecansız ve miskinsem, o daima hareketli, neşeli ve çalışkandır. Sanki hep bir yerlere geç kalmış duygusu yaratır insanda. Sürekli biriken bir şeyler vardır onda; aşk, başarı, hesaplaşma. Azını dışarı vurur, çoğunu içinde saklar. Lakin bu birikim elbet bir gün gelecek duvarları yıkılan bir baraj gibi yükünü bırakacaktır, taşlar yerine oturacak, huzurla buluşup sakinleyecektir hayat.

Onun için hiç kimse vazgeçilmez değildir. Kalbindeki geri dönüşü olmayan kabullenme sınırını aşabilen var mıdır bilemiyorum. Aslında bu iyi mi kötü mü onu da bilemiyorum. Hangimiz için kolaydır ki bu; Bütün hesaplarımızdan sıyrılıp tahammül etmek ve kabullenmek her şeyi ve herkesi.

İflah olmaz bir miskin olarak, onu izlerken bazen yoruluyorum. Aslında bu duyguyu iyi biliyorum; Birçok şeyi başarabilecekken o kritik eşiği aşamamak. Zirvede manzarayı seyretmek varken, zirveyi seyretmek olacak iş mi?

Acelesi var hep, İsmet Özel’in dediği gibi, “Sanki treni kaçırırsa bileti yanacak”

‘Başarmak’ değil, bana göre ‘istemek’ her şeydir. Bilinir; insan çok isteyince başarı da kendiliğinden gelir. İşte o bunu çok iyi yapıyor. Yerinde saymak ona göre değil, hayatını anlamlandırmak için sürekli yeni pencereler arıyor kendine. Farklı manzaralara bakan, farklı duygular yaşatan her pencereyi aralamak istiyor kendine.

Sevinmesi ‘çocukça’ değildir; ondaki ‘içindeki çocuğun’ sevincidir. Biraz dikkatli bakan gülen gözlerinde bunu her zaman görebilir. Bu sebeple bir çocuk gibi oradan oraya koşarak her yere yetişmeye çalışır, her şeyi ister ve bazen yorulur. Edip Cansever değil midir “gökyüzü gibi şu çocukluk hiçbir yere gitmiyor” diyen.

Bu koşuşturmacada diğer güzelliklerin, kendi içine dönmenin, kendini dinlemenin, bazen durup, sakinleyip, olan biteni seyretmenin huzur verici olduğunun farkında mı bilmiyorum. Ben bu dünyada hemen hemen her şeyi görmüş bir adamım. Anladığım tek şey, neyi arıyorsak hepsi yanımızda aslında, bizimle birlikte…

Başka neler yazabilirim bilmiyorum…

Hem ne demiş Valery;

“Güzel olan hiç bir şey hülasa edilemez”

Mutluluk Ve Huzur

Seninle Birlikte…

Çalışma arkadaşımdan ben :))

14 Şubat 2012 Salı

Karlar altında kalan sevgililer günü

Evet dışarıda kar yağarken ben içerde adaçayımı yudumluyorum. Sevgililer günü ve yine yalnız kar kadar beyaz bir gün ...
Açıkcası sevgilimin olmaması şu an için kar bu hızla yağarsa eve nasıl gideriz telaşının altında kalıyor. Yani takmadığım bir gün bugün. Beklediğim yok, sevdiğim yok, hatta kalbimin bu derece boş olup seslerin yankı yaptığını görmemiştim. Kimseyi sevesim de yok..
İşimde gücümde kendi halimde yaşayıp gidiyorum işte..

Birden "Yalan Dünya" dizisindeki karakterler aklıma geldi, hafta sonu oturup paso onları izleyip stres attım, ezik miyim lan ben diyenden, kahkahası dağları inleteni, sevgilim diye ortada tırım tırım dolanan sapığıyla pek sevdim ben bu diziyi :))

İşte böyle bugünlerde içimden çalışmak gelmiyor, aşık olmak istemiyorum. Böyle boş boş oturup dizi isteyip gülesim var..

PMS yeni bitti geçer elbet bu ruh halide çünkü şiddetli baş ağrısıyla güne başladım.. Kar yağışıyla devam eidyor..

Aayyy çok abuk bir yazı oldu. :)) olsun abuk halimi de seviyorum ben yahu :)) Şaşkın Çilek konsantre olmaya çalışırken..

Aaaaaaaaa asıl bir olay var kiii neyse anlatmıyım, şimdi beni tanıyanlar var.. Meslek sırrı olarak kalsın...

Karın dinmesini dileyerek güne başlıyorum.

11 Şubat 2012 Cumartesi

Sarı civciv geldi :))


Nerdeyse Marlyn Monroe sarısı olacağım :)) o derece sarışın olmuş bulunuyorum :))


Görenlerin şaşırmamasını umuyorum :) hahaha sanki anons gibi oldu..


Neyse tatil ve ben daha masa başındayı.. go bed girl :)) dinlenme ve tembellik zamanı...



10 Şubat 2012 Cuma

Kar taneleri düşerler


Öncelikle My Week With Marilyn gösterime girmesi için bekliyorum :))

http://www.youtube.com/watch?v=l5ZnhBiGbmQ&feature=channel_video_title adresini tıklayın ve trailer izleyin.. Ben izlerken Olala dedim :))

Şimdi uzun zamandır yazmadığım günlüğümü yazasım geldi.. Bugün sabaha bir gerçekle yüzleştim.. Meğer bazı karşı mihraplar beni big boss'a şikayet ediyorlarmış. Hemde belli aralıklarla aratıp konuşuyorlarmış... Bende konuştum konuştum.. önce nasıl yani dedim sonra da süper dedim :)) Demek ki ben o kadar büyük tehlikeyim onlar için. Yaşasın kızım Çilek doğru yoldasın dedim.. Zaten tepki alıyorsam belli bir etkim var demektir dedim :))

Ama biraz sinirlenmedim değil hani yuh hem çalışmayıp hem de iş yapmış gibi dolaşanları anlamıyorum..
Neyse ben konsantre olup işlerime yöneliyorum.. İşler beni bekler :))


9 Şubat 2012 Perşembe

Sarı Benekli Pembe Şeker



Etrafına neşe saçan, sürekli yeni fikirlerle, projelerle karşımıza çıkan neşeli bir hatundur. Bazen kendine çok özenir şıkır şıkır giyinir, bazen de ( kendini mutsuz hissettiğinde ) kırmızı hırkasını takar paspal paspal dolanır :) Onun odaya gelişini ayak seslerinden tanırım, ya tıkır tıkır topuk sesleriyle yada ayaklarını sürümesinden :). İş koliktir. Sürekli işiyle ilgili yeni arayışlar içindedir. Bulduğu şeyler hemen paylaşmayı sever. Yemekte bile iş konuşmaya devam eder. Sürekli kendini geliştirme halindedir.


Aslında tam bir aşk kadınıdır. Aşk için yaratılmıştır ama çok istediğinden midir bilinmez bir türlü doğru insan karşısına çıkmaz. Ruh eşini buluncaya kadar bu arayışını sürdüreceğine inanıyorum.

Paylaşımcıdır, aklında ki hep dilindedir, hemen etrafındaki insanlarla paylaşır. Sevdiği insanı benimser değer verir. Hakkettiğini düşündüğü insan için yapmayacağı şey yoktur, çok cömerttir. İnsanları mutlu etmeyi, şımartmayı sever, kendisinin de şımartılmasını sever ama :). Duyduğu güzel sözler onu motive eder, daha da güçlendirir. Biraz narsist olduğunu düşünüyorum :). Eleştirilmeyi pek sevmez, birileri onu eleştirdiğinde morali bozulur, asabileşir.

Bir insanla ilk karşılaştığı zaman çok önemlidir, ilk aldığı elektrik te nasılsa hep aynı şekilde devam eder. Kuralları vardır, önemsediği değerler vardır. Sinirlendiği zaman lafını çekinmeden söyler.

Daha anlatılacak pek çok şey var ama kısaca o güler yüzüyle , neşeli haliyle insanları kendine sevdirir.

Dip not: Biraz da kıskançtır :)

Siyah Sürme'den Çilekli pasta...

Siyah Sürme


Gözlerindeki sürmelerinden tanıyabilirsiniz. O kadar yakışır ki sürme, bazen renkte katar gözlerine.. Kendisine "Siyah Sürme" diyebiliriz...


Genelde yeni bir şeyler okurken ya da araştırırken bulursunuz. Öğrendiğini hemen aktarır. Bakın yeni bir site buldum, bende bu sayfadaki gibi yeni şeyler yapacağım der. Öğrenmeyi sever...

Olaylara objektif yaklaşır, bunu söylemez genelde bence ya da bana göre diye başlar cümleler ancak anlarsınız ki olaya objektif yaklaşır...

Üniversiteyi bitirdiğinde yeni hedeflerini belirledi, hem okuyup hem çalışıyor.. Çalışırken okumak gerçekten zordur, genelde uykusundan fedakarlık eder..

Kitaplara olan ilgisi ve kocaman bir kütüphanesi olmasını istenesini  kendime benzetiyorum.. Kitap seven insanları severim..

Kendine göre bir tarzı var. Yani bence daha farklı bir ailede olsaydı kesin rock müzik yapardı. Gözlerinin sürmesi aslında ruhundaki rock severliğinin göstergesi.. Bir de mor rengi onun favorisi.. Elinde olsa hep mor giyer.. Hatta mezarlarda fotoğraf çekmişliği bile vardır.. Dedim ya rock tarzında bir insandır.. .

Bir şey düşünürken hmmm diye dudağını biraz büker sonra da düşüncesini söyler..

Tutumludur, parasını kullanmasını bilir bence ekonomist olmalı.Gerçekten parayı kullanmayı iyi bilir.

Bir roman kahramnı yapsam, en kendi olanlardan biri olurdu. Ne demek istedim, yani olaylardan etkilenir ancak kendi tarzına göre değişiklikler yapar.. Sorgulamayı sever, haksızlığa dayanamaz babası bile olsa şak diye cevabı yapıştırır.

Gözlem yeteneği vardır, olayları kanıtlarıyla sunar..

Onunla yemek yemeyi severim! Nedeni ise açıktır, çünkü kendinizi onun yanında rahat hissedersiniz.

Siyah sürmenin verdiği gizem gibi gizemli yanları vardır..

8 Şubat 2012 Çarşamba

Kuş arayan Kafes




Ona kısaca "Kafes" diyebiliriz.

Kendisi sessiz sakin ve kırk gün dokunmasan sesi çıkmaz. Evet aynen öyle! Sürekli düşüncelidir, bir şeyler düşünür, bir şeylere kızar. Ona göre tarafsızdır ancak bana göre ön yargıları vardır. Haksızlığa dayanamadığını, haksız para kazanan ve orda burda harcayanlara çok kızar. Oturur korkusuzca yazar face sonra akşama hepsini siler, ertesi gün yine kızdığında gündemde neler olduğunu şak diye anlarsın.

Edebi yöne ilgisi çoktur, zaten şiirleri var. Hikaye yazmaya başladı. Geçen gün yazdığı hikayenin başlığı hoşuma gitti.. Eski zamanlara dönebilme imkanı olsa döner.. Öyle ki yarışmaya göndermeye kıyamaz hikayesini..

Kendini hep siyah beyaz ya da sepya fotoğraflarda görmek ister. O nedenle renkli fotoğraflarını genelde renksiz ve kelebek simgesi ekleyerek gösterir. en sevdiği de çizgiye dönüşmüş fotoğraflardır.

Hırslardan arınmıştır, büyük hırsları yoktur. İşten eve, evden işedir.. Biraz Kürk Mantolu Madonna romanını anımsatır. İçinde sakladığı aşkını yazdığı gizli satırlara döker gibi gelir.. Yıllar önce kaybetmiş gibi düşünülür. Ancak çapkınlığı da yok değildir. Eşi ve çocuklarını önemser.. Özellikle çocuklarının derslerine ve notlarına hassasiyet gösterir. Kızına ayrı bir düşkünlüğü vardır.

Edebiyat dedik, yıllar sonra üniversiteye başlayıp okumaya başladı. O tempoda üniversiteyi iyi notlarla okur. Ancak ders kitapları dışında da başka kitap okumaz. Kitapları okunmaya değer bulmaz! Ona göre okunmaya değer bulunan kitap Orhan Pamuk'tur.. Onun dışındaki yazarlar boş konuşuyordur.

Genelde onu sigarası elinde uzaklara bakarken sessiz sakin düşüncelere dalmış görürüz balkon köşesinde..  Elinde olsa Avrupa ülkelerinde yaşar, İtalya'nın bir kasabasında yaşamayı tercih eder..

Kendini beğenir, sever.. Karşısındakini genelde eleştirmeyi sever.. Elini çenesine götürür ve konuşmaya başlar. İstemediği şeyi karşısındakinin de istemeyeceği şekilde sunma yeteneği vardır..

İleride onun şiir ve hikaye kitabını görebilirsiniz. Uzun yıllar ünlü bir tvnin ana haber yönetmeliğinden daha doğrusu televizyondan koparan ana etken sessiz ortamda çalışma isteği..

Kuş arayan kafes.. sessizliğin ve sukunetin simgesidir...

Kafesten Çilekli Pasta :)

“Güzel Olan Hiç Bir Şey Hülasa Edilemez”


Valery



Onunla hayat algımız tam bir tezattır. Ben ne kadar sakin, dingin, heyecansız ve miskinsem, o daima hareketli, neşeli ve çalışkandır. Sanki hep bir yerlere geç kalmış duygusu yaratır insanda. Sürekli biriken bir şeyler vardır onda; aşk, başarı, hesaplaşma. Azını dışarı vurur, çoğunu içinde saklar. Lakin bu birikim elbet bir gün gelecek duvarları yıkılan bir baraj gibi yükünü bırakacaktır, taşlar yerine oturacak, huzurla buluşup sakinleyecektir hayat.

Onun için hiç kimse vazgeçilmez değildir. Kalbindeki geri dönüşü olmayan kabullenme sınırını aşabilen var mıdır bilemiyorum. Aslında bu iyi mi kötü mü onu da bilemiyorum. Hangimiz için kolaydır ki bu; Bütün hesaplarımızdan sıyrılıp tahammül etmek ve kabullenmek her şeyi ve herkesi.

İflah olmaz bir miskin olarak, onu izlerken bazen yoruluyorum. Aslında bu duyguyu iyi biliyorum; Birçok şeyi başarabilecekken o kritik eşiği aşamamak. Zirvede manzarayı seyretmek varken, zirveyi seyretmek olacak iş mi?

Acelesi var hep, İsmet Özel’in dediği gibi, “Sanki treni kaçırırsa bileti yanacak”

‘Başarmak’ değil, bana göre ‘istemek’ her şeydir. Bilinir; insan çok isteyince başarı da kendiliğinden gelir. İşte o bunu çok iyi yapıyor. Yerinde saymak ona göre değil, hayatını anlamlandırmak için sürekli yeni pencereler arıyor kendine. Farklı manzaralara bakan, farklı duygular yaşatan her pencereyi aralamak istiyor kendine.

Sevinmesi ‘çocukça’ değildir; ondaki ‘içindeki çocuğun’ sevincidir. Biraz dikkatli bakan gülen gözlerinde bunu her zaman görebilir. Bu sebeple bir çocuk gibi oradan oraya koşarak her yere yetişmeye çalışır, her şeyi ister ve bazen yorulur. Edip Cansever değil midir “gökyüzü gibi şu çocukluk hiçbir yere gitmiyor” diyen.

Bu koşuşturmacada diğer güzelliklerin, kendi içine dönmenin, kendini dinlemenin, bazen durup, sakinleyip, olan biteni seyretmenin huzur verici olduğunun farkında mı bilmiyorum. Ben bu dünyada hemen hemen her şeyi görmüş bir adamım. Anladığım tek şey, neyi arıyorsak hepsi yanımızda aslında, bizimle birlikte…

Başka neler yazabilirim bilmiyorum…

Hem ne demiş Valery;

“Güzel olan hiç bir şey hülasa edilemez”

Mutluluk Ve Huzur

Seninle Birlikte…

Çalışma arkadaşımdan ben :))

Karlar altında kalan sevgililer günü

Evet dışarıda kar yağarken ben içerde adaçayımı yudumluyorum. Sevgililer günü ve yine yalnız kar kadar beyaz bir gün ...
Açıkcası sevgilimin olmaması şu an için kar bu hızla yağarsa eve nasıl gideriz telaşının altında kalıyor. Yani takmadığım bir gün bugün. Beklediğim yok, sevdiğim yok, hatta kalbimin bu derece boş olup seslerin yankı yaptığını görmemiştim. Kimseyi sevesim de yok..
İşimde gücümde kendi halimde yaşayıp gidiyorum işte..

Birden "Yalan Dünya" dizisindeki karakterler aklıma geldi, hafta sonu oturup paso onları izleyip stres attım, ezik miyim lan ben diyenden, kahkahası dağları inleteni, sevgilim diye ortada tırım tırım dolanan sapığıyla pek sevdim ben bu diziyi :))

İşte böyle bugünlerde içimden çalışmak gelmiyor, aşık olmak istemiyorum. Böyle boş boş oturup dizi isteyip gülesim var..

PMS yeni bitti geçer elbet bu ruh halide çünkü şiddetli baş ağrısıyla güne başladım.. Kar yağışıyla devam eidyor..

Aayyy çok abuk bir yazı oldu. :)) olsun abuk halimi de seviyorum ben yahu :)) Şaşkın Çilek konsantre olmaya çalışırken..

Aaaaaaaaa asıl bir olay var kiii neyse anlatmıyım, şimdi beni tanıyanlar var.. Meslek sırrı olarak kalsın...

Karın dinmesini dileyerek güne başlıyorum.

Sarı civciv geldi :))


Nerdeyse Marlyn Monroe sarısı olacağım :)) o derece sarışın olmuş bulunuyorum :))


Görenlerin şaşırmamasını umuyorum :) hahaha sanki anons gibi oldu..


Neyse tatil ve ben daha masa başındayı.. go bed girl :)) dinlenme ve tembellik zamanı...



Kar taneleri düşerler


Öncelikle My Week With Marilyn gösterime girmesi için bekliyorum :))

http://www.youtube.com/watch?v=l5ZnhBiGbmQ&feature=channel_video_title adresini tıklayın ve trailer izleyin.. Ben izlerken Olala dedim :))

Şimdi uzun zamandır yazmadığım günlüğümü yazasım geldi.. Bugün sabaha bir gerçekle yüzleştim.. Meğer bazı karşı mihraplar beni big boss'a şikayet ediyorlarmış. Hemde belli aralıklarla aratıp konuşuyorlarmış... Bende konuştum konuştum.. önce nasıl yani dedim sonra da süper dedim :)) Demek ki ben o kadar büyük tehlikeyim onlar için. Yaşasın kızım Çilek doğru yoldasın dedim.. Zaten tepki alıyorsam belli bir etkim var demektir dedim :))

Ama biraz sinirlenmedim değil hani yuh hem çalışmayıp hem de iş yapmış gibi dolaşanları anlamıyorum..
Neyse ben konsantre olup işlerime yöneliyorum.. İşler beni bekler :))


Sarı Benekli Pembe Şeker



Etrafına neşe saçan, sürekli yeni fikirlerle, projelerle karşımıza çıkan neşeli bir hatundur. Bazen kendine çok özenir şıkır şıkır giyinir, bazen de ( kendini mutsuz hissettiğinde ) kırmızı hırkasını takar paspal paspal dolanır :) Onun odaya gelişini ayak seslerinden tanırım, ya tıkır tıkır topuk sesleriyle yada ayaklarını sürümesinden :). İş koliktir. Sürekli işiyle ilgili yeni arayışlar içindedir. Bulduğu şeyler hemen paylaşmayı sever. Yemekte bile iş konuşmaya devam eder. Sürekli kendini geliştirme halindedir.


Aslında tam bir aşk kadınıdır. Aşk için yaratılmıştır ama çok istediğinden midir bilinmez bir türlü doğru insan karşısına çıkmaz. Ruh eşini buluncaya kadar bu arayışını sürdüreceğine inanıyorum.

Paylaşımcıdır, aklında ki hep dilindedir, hemen etrafındaki insanlarla paylaşır. Sevdiği insanı benimser değer verir. Hakkettiğini düşündüğü insan için yapmayacağı şey yoktur, çok cömerttir. İnsanları mutlu etmeyi, şımartmayı sever, kendisinin de şımartılmasını sever ama :). Duyduğu güzel sözler onu motive eder, daha da güçlendirir. Biraz narsist olduğunu düşünüyorum :). Eleştirilmeyi pek sevmez, birileri onu eleştirdiğinde morali bozulur, asabileşir.

Bir insanla ilk karşılaştığı zaman çok önemlidir, ilk aldığı elektrik te nasılsa hep aynı şekilde devam eder. Kuralları vardır, önemsediği değerler vardır. Sinirlendiği zaman lafını çekinmeden söyler.

Daha anlatılacak pek çok şey var ama kısaca o güler yüzüyle , neşeli haliyle insanları kendine sevdirir.

Dip not: Biraz da kıskançtır :)

Siyah Sürme'den Çilekli pasta...

Siyah Sürme


Gözlerindeki sürmelerinden tanıyabilirsiniz. O kadar yakışır ki sürme, bazen renkte katar gözlerine.. Kendisine "Siyah Sürme" diyebiliriz...


Genelde yeni bir şeyler okurken ya da araştırırken bulursunuz. Öğrendiğini hemen aktarır. Bakın yeni bir site buldum, bende bu sayfadaki gibi yeni şeyler yapacağım der. Öğrenmeyi sever...

Olaylara objektif yaklaşır, bunu söylemez genelde bence ya da bana göre diye başlar cümleler ancak anlarsınız ki olaya objektif yaklaşır...

Üniversiteyi bitirdiğinde yeni hedeflerini belirledi, hem okuyup hem çalışıyor.. Çalışırken okumak gerçekten zordur, genelde uykusundan fedakarlık eder..

Kitaplara olan ilgisi ve kocaman bir kütüphanesi olmasını istenesini  kendime benzetiyorum.. Kitap seven insanları severim..

Kendine göre bir tarzı var. Yani bence daha farklı bir ailede olsaydı kesin rock müzik yapardı. Gözlerinin sürmesi aslında ruhundaki rock severliğinin göstergesi.. Bir de mor rengi onun favorisi.. Elinde olsa hep mor giyer.. Hatta mezarlarda fotoğraf çekmişliği bile vardır.. Dedim ya rock tarzında bir insandır.. .

Bir şey düşünürken hmmm diye dudağını biraz büker sonra da düşüncesini söyler..

Tutumludur, parasını kullanmasını bilir bence ekonomist olmalı.Gerçekten parayı kullanmayı iyi bilir.

Bir roman kahramnı yapsam, en kendi olanlardan biri olurdu. Ne demek istedim, yani olaylardan etkilenir ancak kendi tarzına göre değişiklikler yapar.. Sorgulamayı sever, haksızlığa dayanamaz babası bile olsa şak diye cevabı yapıştırır.

Gözlem yeteneği vardır, olayları kanıtlarıyla sunar..

Onunla yemek yemeyi severim! Nedeni ise açıktır, çünkü kendinizi onun yanında rahat hissedersiniz.

Siyah sürmenin verdiği gizem gibi gizemli yanları vardır..

Kuş arayan Kafes




Ona kısaca "Kafes" diyebiliriz.

Kendisi sessiz sakin ve kırk gün dokunmasan sesi çıkmaz. Evet aynen öyle! Sürekli düşüncelidir, bir şeyler düşünür, bir şeylere kızar. Ona göre tarafsızdır ancak bana göre ön yargıları vardır. Haksızlığa dayanamadığını, haksız para kazanan ve orda burda harcayanlara çok kızar. Oturur korkusuzca yazar face sonra akşama hepsini siler, ertesi gün yine kızdığında gündemde neler olduğunu şak diye anlarsın.

Edebi yöne ilgisi çoktur, zaten şiirleri var. Hikaye yazmaya başladı. Geçen gün yazdığı hikayenin başlığı hoşuma gitti.. Eski zamanlara dönebilme imkanı olsa döner.. Öyle ki yarışmaya göndermeye kıyamaz hikayesini..

Kendini hep siyah beyaz ya da sepya fotoğraflarda görmek ister. O nedenle renkli fotoğraflarını genelde renksiz ve kelebek simgesi ekleyerek gösterir. en sevdiği de çizgiye dönüşmüş fotoğraflardır.

Hırslardan arınmıştır, büyük hırsları yoktur. İşten eve, evden işedir.. Biraz Kürk Mantolu Madonna romanını anımsatır. İçinde sakladığı aşkını yazdığı gizli satırlara döker gibi gelir.. Yıllar önce kaybetmiş gibi düşünülür. Ancak çapkınlığı da yok değildir. Eşi ve çocuklarını önemser.. Özellikle çocuklarının derslerine ve notlarına hassasiyet gösterir. Kızına ayrı bir düşkünlüğü vardır.

Edebiyat dedik, yıllar sonra üniversiteye başlayıp okumaya başladı. O tempoda üniversiteyi iyi notlarla okur. Ancak ders kitapları dışında da başka kitap okumaz. Kitapları okunmaya değer bulmaz! Ona göre okunmaya değer bulunan kitap Orhan Pamuk'tur.. Onun dışındaki yazarlar boş konuşuyordur.

Genelde onu sigarası elinde uzaklara bakarken sessiz sakin düşüncelere dalmış görürüz balkon köşesinde..  Elinde olsa Avrupa ülkelerinde yaşar, İtalya'nın bir kasabasında yaşamayı tercih eder..

Kendini beğenir, sever.. Karşısındakini genelde eleştirmeyi sever.. Elini çenesine götürür ve konuşmaya başlar. İstemediği şeyi karşısındakinin de istemeyeceği şekilde sunma yeteneği vardır..

İleride onun şiir ve hikaye kitabını görebilirsiniz. Uzun yıllar ünlü bir tvnin ana haber yönetmeliğinden daha doğrusu televizyondan koparan ana etken sessiz ortamda çalışma isteği..

Kuş arayan kafes.. sessizliğin ve sukunetin simgesidir...