Shiseido: Perfect Whip Yüz Temizleme Köpüğü

Bir başka Uzakdoğu ürünü yazısı ile karşınızdayım:  Shiseido Perfect Whip Foam.
Kendisi bir yüz temizleyicisi.

Shiseido: Perfect Whip Yüz Temizleme Köpüğü


Keşfettiğimden beri cilt bakım rutinimin bir parçası oldu. Shiseido'nun bu ürünü sadece Japonya'da piyasaya sunuluyor. Japon bir arkadaşım bana Shiseido'nun Japonya'da çeşit çeşit ürünleri olduğu ve ürünlerin pahalı, orta pahalı ve uygun fiyatlı olmak üzere kategorize edildiğinden bahsetmişti. Bu ürün ise uygun fiyatlılar arasındaydı, yanlış hatırlamıyorsam. Bir bakıma Shiseido'nun drugstore ürünü diyebiliriz.

Ürün köpük olarak tanıtılıyor ama aslında kremsi formda, çıkan ürünü Japonlar foaming net dedikleri, tülden yapılma küçük lifle iyice köpürtüp o şekilde yüzlerine uyguluyorlar. Ben elimde hafifçe köpürtüp yüzüme öyle uyguluyorum. İlk sıktığınızda ise diş macunu kıvamında olduğunu söyleyebilirim.

Güzel bir kokusu var ama çok güçlü değil. Yüzü gerçekten güzel temizliyor, makyaj artığı bırakmıyor geride. Japonya'da oldukça popüler olan bu ürün 120 gr ve bana yaklaşık 6 ay yetti, 2. tüpü  açtım ve keşke kolay ulaşabileceğim bir ürün olsa diye kara kara düşünmekteyim. Tüm cilt tiplerine uygun bir ürün olduğunu söylenmekte. Benim cildim kuru-karma, cildimi kurutmadı, germedi. Çok severek kullanıyorum, tavsiye ederim.

Bu temizleyicinin reklamını izleyip, Japon ablamızın nasıl köpürttüğünü görmek için; https://www.youtube.com/watch?v=nMyjxwiDH-U

Not: o şekilde köpürmesi için yaklaşık bir 10 dakika uğraştım yine de olmadı, helal olsun nasıl başardıysa..


Bir başka yazıda görüşmek üzere.

Devamı...

Klorane Kuru Şampuan

Bu yazımda favori kuru şampuanım Klorane'den bahsetmek istiyorum.

Öncelikle duymamış olanlar için kuru şampuanlar; saçlarını sık yıkamaya imkanı bulamayan bireyler için, örneğin sık nöbet tutan doktorlar ya da tıp öğrencileri gibi (yazar burada kendini işaret etmekte adeta!), ya da yatakta uzun süre yatması gereken hastalar için üretilmiş susuz kullanılan bir tür şampuan. Piyasada sıklıkla sprey şeklinde olanları var, Lush markasının ise toz şeklinde olan ama benim pek rahat kullanamadığım bir örneği de mevcut.


Klorane Kuru Şampuan


Saçları her gün yıkamak saç derisinin yağ dengesini bozabileceğinden, pek önerilmiyor ama gelgelim yağlı saçlarla gezmekte pek zarif değil, bu noktada kuru şampuanlar devreye giriyorlar.

Denediklerim arasında en başarılı bulduğum ise Klorane markasına ait.

Klorane bir Fransız markası ve ülkemizde eczanelerde ya da dermokozmetik ürünleri satan internet sitelerinde satılmakta. İçerisinde yumuşatıcı ve koruyucu yulaf ekstresi, siklodekstrinler ve yağ emme özelliğine sahip polisakkaritler var ve böylelikle saçları su olmadan bir nebze de olsa temizlemeye yarıyor.

Piyasadaki çoğu kuru şampuan yağı emmesine rağmen saçta o temizlik hissi olmuyor, görüntü güzel bile olsa insan kendini rahatsız hissediyor. Klorane bu noktada benim gönlümü fethetti çünkü temizlik hissi de veriyor.

Kullanımı da iyice çalkaladıktan sonra yaklaşık 30 cm uzaklıktan saç dibine püskürtme şeklinde, 2 dakika saçımızla maddeyi baş başa bıraktıktan sonra da tarıyoruz. İlk sıkıldığında saçta beyazımsı bir renk oluyor ama tarayınca bu geçiyor. Temiz güzel bir kokusu var, ağır parfümlü bir kokusu olmaması benim için büyük bir artı.

Çok severek kullanıyorum ama 150 ml olmasına rağmen biraz çabuk bitiyor maalesef.

Bu arada saça gerçekten hacim katıyor, eğer saçlarınızın yoğun olmadığından şikayetçiyseniz kuru şampuanları sadece yağı emmesi için değil hacim vermesi için de kullanabilirsiniz.

Klorane kuru şampuan'ın Türkiye'de nerede satıldığını, aldıkları fiyatı kullananlar yorumları ile paylaşırlarsa da cok sevinirim. :)

Bir başka yazıda buluşmak üzere.

Devamı...

Missha BB Cream

Merhaba,

Kore kozmetiğinden devam ediyoruz, bu sefer ki konuğumuz Missha BB Cream. Missha ülkemizde de ulaşılabilen bir marka olduğu için bu  ürününü gönül rahatlığıyla yazabilirim.

Missha'nın en ünlü ürünü hiç şüphesiz BB Cream'i. Çeşitli bloglarda da mutlaka karşılaşmışsınızdır. Benim tanıtacağım ürün ise herkesin bahsettiği  Perfect Cover BB Cream değil, üzerine fazla yazıldığını görmediğim Watery BB Cream.

Missha BB Cream


BB kremler ya da açık adıyla Blemish Balm'ları artık herkesin tanıdığını biliyorum. Uzun bir tanıtım yazısı yazmayacağım ama güneş koruyucu faktörü içermeleri, nemlendirici özelliklerini olması ve her şeyden önemlisi cilt kusurlarını kapatıp, düzeltici özelliğinin olmasıyla meşhurlar.


Uzun bir süre Perfect BB Cream'i beğeniyle kullandım, kullanmaya da devam ediyorum. Kışın özellikle cildimin çok kuruduğunu bilen Koreli arkadaşım bu Watery BB Cream İle tanışmamı sağladı.

Nemlendirici özelliği Perfect Cover'dan daha fazla olduğu için, kışın elim hep Watery BB'ye yöneldi. İçinde ayrıca SPF 27 var ve her ne kadar kışın kullanmayı düşünmesek De cildimizin kışın da güneşten korunmaya ihtiyacı var.

Ürünün kapatıcılığı Perfect Cover BB Cream den biraz daha az, renkli nemlendiricilere biraz daha yakın, en sevdiğim özelliği ise cilt tarafından hemen emilmesi, Perfect Cover'ı yedirmek biraz zaman alıyor özellikle de benim gibi kuru/karma ciltliyseniz çoğu zaman içerisindeki nemlendirici maalesef yetmiyor. Watery BB Creaméi bu açıdan daha başarılı buluyorum. Ürünün çokta güzel bir kokusu var, bakım ürünlerinde parfüm olması çoğu zaman hassasiyet açısından negativite taşır ama bu tarz renkli kozmetiklere de ben kokuyu yakıştırıyorum. :)


Sanırım bu ürünün dışı değişmiş, kıyamayıp sadece kışın  kullandığım için olsa gerek uzun bir süredir benle birlikte, yapısında ya da kokusunda herhangi bir değişme olmadı. Bitmesine yakın kesinlikle yenisini alacağım bir ürün.

Ürünün en büyük eksisi ise tek renk tonunda olması, benim gibi buğday tenlilere birebir gelecek ürün, beyaz tenlilerde biraz koyu gelebilir.

Yorumlarınızda Missha BB Cream watsons ürününün sahibinden, ebay fiyatı hakkında bilgi verebilir, kullananlar nerede satıldığını yazabilir ve yorumlarınızı paylaşabilirsiniz. :)

Bir başka üründe görüşmek üzere.

Devamı...

Benefit Fine One One

Bugünkü yazımda benim için hayal kırıklığı olan Benefit’in Fine One One isimli ürününden bahsedeceğim.

Stick formda olan aydınlatıcı-allık-kontür üçlemesini tek bir ürünle topladığı için bu ürünün Tr’ye gelmesini dört gözle beklemiştim. Geldiğini öğrenir öğrenmez de hemen aldım.




Okuduğum çoğu blog bu ürünü över nitelikte yazılar yazdığı için ve satın almaya gittiğim gün, makyajımı yapmış, arkadaşımla buluşacak olduğumdan dolayı sadece elimde denemek gibi bir yanlışa düştüm. Bir daha asla böyle bir hata yapmayacağım, zira yaklaşık 100 liram  çöpte şu an.

Benefit markasının ürünlerini genelde beğeniyorum ama bu defa olmadı.Keşke her zaman yaptığım gibi temptalia.com a bir baksaymışım.

Aydınlatıcı kendini belli ediyor ama diğerleri ciltte yok olup gidiyor, çok açık tenli bir arkadaşımda birazcık kendini belli etti.

Benim cildimde kendini hiç belli etmiyor, yitip gidiyor, isterse 10 kat süreyim sonuç aynı..

Ortasındaki pembelik aynı zamanda ruj gibi de kullanılabilirmiş, ama o işte de sınıfta kaldı, rengi güzel ama dudakta kalma süresi yaklaşık 60sn sanırım.

Bu da bana ders olsun, bir daha denemeden asla bir ürünü yorumlara bakarak almam.



Benefit Fine One One kullananlar arasındaysanız fiyat ve fine one one benefit sephora hakkında yorumları bekliyorum.

Sevgiler.

Devamı...

Lorac Pro Palette İncelemesi

Merhaba,

Yaklaşık 2 ay sabırsızlıkla benim olmasını beklediğim Lorac Pro Palette 2 hafta önce elime ulaştı, 2 haftadır da kendisiyle çılgınlarca aşk yaşıyoruz.

Lorac Pro Palette İncelemesi
Büyütmek için Tıklayabilirsiniz.


Hem gündüz hem de gece/özel gün makyajları için çeşitli kombinler yapılabilecek doğal tonlarda 8'i mat, 8'i ışıltılı 16 far ve mini boy Behind The Scenes Eye Primer (5.5gram) içeren bu palet, totalde 8,8 gram (her bir far 0,55 gram) ve 42 Dolar. (Kendi internet sitesine göre asıl değeri 110 Dolar'mış.)


Paletteki üst sırada mat farlar, alt sırada ise ışıltılılar var, bu dizayn hoşuma gitti. Çok da hafif, çantada taşımak için çok ideal ancak kapağı mıknatıslı olduğu için çantada açılma riski var tabii.
Hepsi iyi hoş da ambalajında sevmediğim şey leke tutan siyah kartonumsu yapıda olması, daha farları sadece swatchlarken sağına soluna bulaştırdım bile.



White: Mat beyaz, resmen tebeşir beyazı, yapısı da biraz tebeşirimsi, mat beyaz farı neredeyse hiç kullanmam, belki başka farlarla karıştırarak kullanabilirim, bilemiyorum. Palette olmasa da olurdu bana göre.

Cream: Mat açık bej, hatta çok hafif pembelik içeriyor bence. Kaş altlarımı aydınlatmak için bayılarak kullanacağım bir renk.

Taupe: Açık-orta koyulukta çok güzel bir mat boz kahverengi (ya da mantar/köstebek - taupe rengi) yapısı ve renk verişi bence başarılı.

Lt. Pink: (Light Pink) Çok çok açık mat pembe, tıpkı White gibi hiç kullanmayacağım yapıda, palet bu ikisi olmadan 14  fardan oluşabilirdi bana göre. (White, Cream ve Lt. Pink renk olarak benim teminde çok farklı durmuyorlar ancak yapıları itibariyle White ve Lt. Pink çok kullanışsız geldi bana, Cream ise kullanılabilecek yapıda.)

Mauve: Mat orta tonlu leylak rengi mi desem açık lila-gül kurusu mu desem bilemediğim güzel bir pembe tonu, Naked3 paletteki ışıltılı leylak tonlarıyla da kullanabileceğim için bu tonda mat bir farım olduğu için sevimdim.

Sable: Orta koyulukta mat bir kahverengi, kahve farların fazlası göz çıkarmaz.

Espresso: Mat koyu kahve, sanki içinde mürdüm ya da bordoluk barındırıyormuş gibi geliyor bana, renk verişi çok başarılı ama birazcık dökülme yapıyor.

Black: Paletteki son mat far. Mat siyah ama öyle simsiyah olan siyahlardan değil, daha çok MAC Carbon gibi bir siyah, hatta koyu gri de diyebilirim, renk verişi idare eder ölçüde, adını da keşke Black değil de Gray filan koysalardı daha uygun olurdu. Ama zaten benim far olarak kullanabileceğim en koyu siyah bu tonlar, kullanım açısından bir sıkıntı çekmeyeceğim, ama adına taktım, neden Black?

Nude: Paletin ilk ışıltılı farı muhteşem bir bej-şampanya rengi, renk verişi çok başarılı, yapısı da çok hoş, o kadar kolay renk veriyor ki ciltte kayıp gidiyor sanki.

Champagne: Açık pembe-şampanya rengi. Nude'a çok benziyor, sadece birazcık daha pembesi. Yine çok güzel bir renk, pigmentasyonunu ve yapısını da çok beğendim.

Gold: Koyu altın rengi ya da açık-orta tonlu bakır diye tanımlayabilirim, bir hayli metalik, inanılmaz yumuşak bir yapısı var, uygulaması o kadar kolay ve güzel ki... Renk verişi de muhteşem. Bayıldım.

Light Bronze: Tarif etmekte çok zorlanıyorum bu rengi, sanki çok açık şeftalimsi bej gibi bir renk. Anlatmada başarısız olsam da renk muhteşem, pigmentasyonu da çok güzel ama birazcık toz toz oluyor.

Pewter: Nasıl tarif edeceğimi bilmediğim bir renk daha, aslında ambalajından bakıldığında ya da parmaklarımın ucunda renk bir tür açık bronz kahve gibi ama elimin üzerine yaydığımda daha taupe'umsu bir renge dönüşüyor. Renk verişi çok iyi ancak çok fazla dökülüyor göz altlarına, göz kapağıma uygularken farın yarısı yanaklarıma kadar döküldü, çok dikkatli uygulamak gerekiyor aski halde tüm cilt makyajını sıfırdan yapmak gerekebilir.

Garnet: Kırmızı - bakır kahve diye tarif edebileceğim müthiş bir renk. Yapısı ve renk verişi de çok başarılı. Garnet Grena/Lal Taşı demekmiş bu arada, kırmızı tonlarında bir taş.

Deep Purple: Ambalajından bakıldığında içinde minicik altın-mor simler var ancak tende o simler sanki hafif altın yansımalara dönüşüyor, güzel bir mor rengi. Yapısı, uygulaması, pigmentasyonu çok başarılı.

Slate: Bir tür metalik grimsi-mavi. Slate'in kelime anlamı arduaz/arduvaz demekmiş, arduvaz ise bir tür kayaçmış genelde çatı kaplamada kullanılırmış. Gereksiz bir ton bilgi ama görsellere baktım, hakikaten mavimsi grimsi taşlar, zaten arduvaz grisi ya da arduvaz mavisi diye geçermiş bu renk de. Neyse, farın pigmentasyonu ve yapısı çok güzel.

Paletteki ışıltılı farlar mat farlara göre çok daha başarılılar, bu beni biraz hayal kırıklığına uğrattı tabii, ben 8 mat far için istemiştim aslında bu paleti çünkü, ancak ışıltılı farlar o kadar güzeller ki o iki hiç kullanmayacağım mat farın eksikliğini hissettirmediler bana.

Farların miktarı az, MAC farların üçte biri kadar her bir far, zaten bu haliyle bile bitirmem pek mümkün değil.

Lorac Pro Palette'i Naked ve Naked2 ile karşılaştırıyorlar, Naked2 ile resmen aynı olan birkaç far var bu palette,  yani elinizde hali hazırda Naked ve/veya Naked2 varsa Lorac Pro Palette çok da gerekli değil; ha zaten onlar olmasa da çok gerekli değil, eminim hepimizin elinde bu tonlarda bir çuval dolusu far vardır zaten. Ama kullanabileceğim 6 mat ve 8 ışıltılı farın tek bir palette olması beni hala cezbediyor.

Özetle; pek mutluyum bu paletle.

Sevgiler,

Devamı...

Ceradolin Losyon

Bu aralar favori nemlendiricim Ceradolin losyon. Ceradolin losyon eczanelerde satılan bir ürün. Seramid, hyaluronik asit, shea yağı, e vitamini, dimetikon ve gliserin içerdiği yazıyor ürün tanıtımında. Tek tek bu maddelerin ne işe yaradığına bakarsak;

Seramid: Cildin nem tutmasına yardımcı olan ve cilt bariyerini güçlendiren bir madde.

Hyaluronik asit: Cilt için çok önemli bir madde, cildimizin diriliğini, hacmini veren bir madde diyebiliriz. Ama dışarıdan sürdüğümüz hyaluronik asidin kırışıklık giderme etkisi yok iddia edildiği gibi, çünkü hyaluronik asit gözeneklerden geçemeyecek kadar büyük yapıda bir madde. Ama ne gibi yararı var derseniz, dışarıdan sürülünce cildin nemini kaybetmesini engelleyen ve bariyerini koruyan bir yapısı var.

Skualen: Antioksidan ve nemlendirici özelliği bulunan bir madde.

Shea yağı: Nemlendirici ve ciddi antioksidan özelliği bulunan ve hatta ciltteki lekelere iyi geldiği bile iddia edilen bir madde. Açıkçası bu üründeki beni en korkutan maddeydi çünkü içerik listesinin en başlarında ve gözenek tıkama ihtimali beni korkuttu. Shea yağı ile ilgili farklı yerlerde farklı yazılar gördüm.Kimi gözenek tıkayabilir derken kimi tıkamayacağından bahsetmiş.Aslında daha güvendiğim yerlerde gözenek tıkamadan bahsetmemiş ve bende de böyle bir duruma sebebiyet vermedi.

Dimetikon: Silikon türevi. Cilde ipeksi hissi veriyor.

E vitamini: Antioksidan bir vitamin.

Gliserin: Cildi nemlendiren bir madde.

Aslında bu ürünün e vitamini ve seramid içeriği az, çünkü listenin sonunda yer alıyor bu maddeler. Silikon içeriği ise fazla değil, yani silikon dolu değil diyebilirim, gerektiği kadar var, dimetikon de ortalarda yer alıyor çünkü. Bunun dışında da içerdiği cilde yararlı maddeler mevcut.

Ceradolin Losyon


Bu kadar içerikten bahsettikten sonra biraz da sevme nedenlerime gelelim.

Sevdim çünkü içeriğini beğendim, nemlendirmek üzerine kurulmuş, cildi güçlendirecek, antioksidan içeriği de olan bir nemlendirici bu. Losyonu yağlı ve karma ciltlere uygun, krem olanı da var. Parfümlü ve parfümsüz seçenekleri var. Bendeki parfümlü maalesef, gözden kaçırarak almışım. Üzerinde üretim ve son kullanma tarih yazıyor, 200 ml'si 30 tl. Yüze de uygun, vücuda da, hijyenik pompalı bir ambalajı var, şişesi şeffaf değil opak, yani ışık geçirmiyor.Bütün bunlar zaten başta bende bir sempati uyandırıyor.:)

Kremini bilmiyorum, losyonunu kullandığım için losyonundan bahsedeceğim. Hafif, losyon tarzı bir yapısı var. Kolayca sürülüyor, kolayca emiliyor.Cildi çok güzel nemlendiriyor. Sürdükten sonra cildimin ferahladığını hissediyorum, cildimde yağ bırakmıyor ama nemli bırakıyor. Aşırı yağlı bir cildiniz varsa daha matlaştırıcı nemlendiricilere yönlenmeniz daha uygun olabilir çünkü bu ürün böyle birşey vaat etmiyor, yani yağlanmayı kontrol altına alma gibi bir özelliği yok.

Kısacası nemlendiricimi çok severek kullanıyorum ve Ceradolin nemlendiricilerden denemenizi tavsiye ediyorum. Uygun fiyata, güzel bir ürüne sahip olduğum için mutluyum. 150tlye satılıp, hiçbir özelliği olmayan nemlendiricilerden yüz kat daha iyi olduğunu söyleyebilirim.:)

Kadınlar kulübü ve ekşi'de kullananların yorumlarına da göz gezdirmeyi unutmayın. Siz de bu gönderiye ürün hakkında yorum yapabilirseniz kullanacaklara yardımcı olabilirsiniz.

Ceradolin losyon hidro, lipo hakkındaki yorumlarınızı bekliyorum.

Devamı...

Dudak Bakımı

Merhaba,

Bugünkü yazımda kendimce uyguladığım ve rutine oturttuğum dudak bakımımdan bahsetmek istedim.

Dudaklarım çok kuru ve  özellikle kışın beni çileden çıkarıyor, kremsi formdaki rujlar bile dudak çizgilerine doluyor ve çoğu zaman sadece dudak nemlendirici sürüp dışarı çıkıyorum.
Son zamanlarda dudak bakımı ile ilgili arayışım sona erdi ve kendimce bir rutin oluşturdum.

1. Ölü deriden arındırma:

Dudak bakımı deyince bence ilk adımlardan biri dudaktaki ölü deriyi soyup atmak olmalı, böylelikle rujların pütür pütür görünmeleri de engellenmiş olur. Dudak peelingi için ben Lush'ın peelinglerini kullanıyorum.

lush bubble gum


Şu an elimde Bubblegum var, ama sanırım en sevdiğim Mint Julips, bu bitince muhtemelen tekrar ona dönerim.

Lush bu ürünü kullandıktan sonra dudaklarınızı suyla durulamanıza gerek yok, direk yalayabilirsiniz demesine rağmen tabii ki öyle bir şey yapmıyorum, zaten Lush'ın amacı da içeriğinin doğallığını vurgulamak olsa gerek..

Peki bu ürüne gerek var mı, evde kendimiz yapamaz mıyız? Tabii ki yaparız, jojoba yağı bulamasak bile evdeki zeytinyağından 1 çay kaşığı alıp, içine 1 çay kaşığı şeker ilave edip kullanabiliriz. Bu karışıma bal, vazelin vs ekleyip yapanlarda var ama ben denemedim. Şu sıralar fazla zamanım olmadığından Lush 'ın bu ürünü pratik geliyor. Parmaklarınızla ya da bir dış fırçası yardımıyla uygulayabilirsiniz.

2. Nemlendirme:
Bu aşama beni çok zorlayan bir aşamaydı. Piyasadaki dudak nemlendiricileri genellikle dudak üzerinde bir tabaka oluşturup nem kaybını önlemek üzere üretilmiş olduğundan tam verim alamıyorum, henüz dahi tam tedavi edici bir dudak nemlendirici var mı piyasada bilemiyorum.

Benim kullanıp oldukça memnun kaldığım, ikide bir yenilememe gerek olmadan dudağıma nem pompalayan dudak nemlendiricim Dior Creme De Rose.

Dior Creme De Rose


Genellikle gece bakımında uyguluyorum, tek beğenmediğim yanı parmakla sürülüyor olması zira hiç hijyenik değil. Kulak çubuğu ile alıp dudaklarıma bir kaç sefer uyguladım ama yine de kendimi parmaklamaktan alıkoyamadım. İçerisine doğal gül suyu koyduklarından çok  güzel gül kokuyor, bana Chanel allıkları anımsatıyor bu kokusu.

Yapış yapış, tabaka halinde dudakta kalan nemlendiricilerden değil, diğer balmlara göre çok çabuk emiliyor. Gün içinde bin defa tazeleme derdi yok. Yaklaşık 1,5 aydır düzenli kullanıyorum ve dudağımın ilk defa bu soğukta bu kadar nemli olduğunu gördüm.

Oldukça pahalı bir ürün almadan önce uzun bir süre düşündüm ve aklıma rujlara çok para verdiğim ama kuru dudaklara uygulayamadığım geldi ve aldım. İyi ki almışım.

Ben denemedim ama The Body Shop'un Shea yağlı lip balm'ını  bu nemlendiriciye benzetenler var.

Gün içerisinde olur ya nemlendirme ihtiyacı duyarsam diye  kullanım kolaylığından dolayı yanımda taşıdığım lip balm ise EOS.

Benim dudak bakımım böyle, sizin kullanıp dudak bakımınızda olmazsa olmaz dediğiniz ürünler nelerdir?

Sevgilerimle.

Devamı...
 

©2011pembekalem